Nerede? o eski bayramlar diye hayıflandığımız eski bayramlar .Hep eskiye özlem ve bir arayış içinde olduğumuz bazı değerleri kaybettiğimiz günümüzde 1970 öncesi ve sonraları olan yıllara doğru zamana bir yolculuk yaparsak bayramları nasıl yaşardı o günkü halkımız.İlk öncelikle bayram hazırlığı ile başlayan heyecan akabinde bayram sabahındaki bayram namazı coşkusuyle kendini gösterir.
Bayramlar ilişkilerimizin sıcaklığı, candanlığı içiçe yaşanan en nadide günler.Fakirlik bir yanda bayramlık almak kimilerine hayal olduğu günler .Çoçukları sevindirmek isteyen ebebeynlerin çabası.Konfeksiyonun henüz yaygınlaşmadığıdönemlerde.Terzilerde diktirilen , yada annenin kendi çabasıyla diktiği, ördüğü bayramlıklar.
Bor-Niğde den alınan kumaşlar, fittilli kadifeler erkek çocuklara yukarı caminin altındakierkek terzisine diktirilirdi.Kız çocuklarına o günkü evde bayan terzilere dantelli, sutaşılı allı, morlu , desenli nazilli, pazen, basma entariler diktirilirdi.Kunduralarıda naylon ayakkabı, soğukgul lastiği , tokya giyildiği günler.
Ancak durumu iyi olanlar İstanbul ,Ankara, Kayseri( küçük İstanbul derlerdi Kayseri için o vakitler ) gibi büyük şehirlere gidebilenler yeniliği takip edebilirlerdi.
Adurmusun’da bayramadetlerinden kızlar toplanıp bir evde pencere önündeoturup darbuka(döplek)çalması, genç kızlar ayrı grup, delikanlılar ayrı grublar halinde köy sokaklarında dolaşılırdı.İlginç bir gelenek olarak cazır denilen genelde meydanlık gözden uzak bir çayıra yada sokak arası cazır kurulurdu.Ve genç kızlar, gelinler ikili grup halinde cazıra binerlerdi.Cazır hezenden yapılan bir tür tattaravalli idi.
Yine bayramlarda pay yemek yani bir çeşit piknik tarzı toplanıp herkesin elinden ne gelirse evinden nevale getirip birlikte ya birinin evinde yada yaz ise bahçede yemeleriydi.
Devam edecek...
Hatırlatma:Her türlü telif hakkı ve yayınlama hakkı www.koyunlum.net e aittir
Last Updated ( Tuesday, 31 August 2010 )
KOYUNLU (ADURMUSUN ) ESKİ EVLERİ
Written by Zehra Çelik
Monday, 07 September 2009
Ceyhun'ların Evi
NOT:Her türlü telif hakkı ve yayınlama hakkı sitemiz www.koyunlum.net' e aittir.
Feroğlu'nun Nazım'ın Evi
NiğdeKoyunlu deyince akla çok fazla tarihiyapısı olan bir yerakla gelmez.Ne varkieskiye dairmutlaka yaşanmış taş yapıfarklıörnek yapıya ait evlerimiz vardır.Eğerböyle bir konuyu ele alıp eski evlerimiz ve bugüne dek süregelenyaşanan mekanlarıanlatırsak.Şöyle bir geriye dönüp baktığımızı düşünelim.Atalarımız nasıl, nerelerde barınırdı?Koyunlu hakkında tanıtımında Koyunlu nun ilk göçebe yerleşiminden söz etmiştik.Yaş itibarıyle kendi çocukluğumuzdantaş yapıların henüz yapıldığını hayel meyal hatırlarız.Taş ustaları genelde Fertek’ten gelirdi.İple gönyeye alınaraktoprak harçla kırılan yada hazır Nevşehir sarı taşları ile duvarlar örülürdü. Nevşehir taşıgörüntü ve dayanıklılık açısından ön cephede kullanılırdı.
Yaka Mahallesinde Yüksek Havli Duvarıyla Çevrilmiş Örnek Eski Taş Ev
Taşcısıyla, duvar ustası, boyacısı,amelesi, kamyoncusu ile hummalı bir çalışma emekle meydana gelen kalıcı evler.Köyümüzün tanınmış simalarından kamyoncu rahmetli Hasan'ın getirdiği, taş, kum, toprak, hezen, demirle yapılan evlerde ev sahibininde büyük gayreti, emeği olurdu.
Mimarısi Farkıyla Kendini Gösteren Yukarı Mahalleden Evin Dış Kapısı
Dişinden, tırnağından artırdığı adeta tırnaklarıyla kazıdığı tamamen alın teri emektar evler.En manevi ruhla toprağın, taşın insanın hizmetine sunulup içinde oturulacak mekanların inşasını çok basite indirgemek zaten abesle iştigal olurdu.Onları takdirle anmak gerek bırakıp gidenlerden Allah razı olsun.Aramızdan ayrılanlara Allah ahiret mekanını, kabrini geniş eylesin, gani gani rahmet eylesin.
Göbeğiler'in Naziver'in Evi
www.koyunlum.net
Dış Kapısı( Çatal Kapı)Havli ( Bahçe)Duvarı Taş Duvarla Örülmüş Olan Eski Taş Bina
Eski ustaları evlerimizde otururken hangimiz dualarımızda yer vermeyi akıl ediyoruz?Onlar ki kendilerini işine odaklayan alın teriyle evlerine nafaka götürme çabasında olan kalender insanlardı.Adları sanları anılmasada eserleri ortada.Koydukları her taş her günde güneşle ısınıyor ,yağmurla ıslanıyor, soğuklara direniyor.Yani zamana meydan okuyor.Asırlık günümüze dek gelmeyi başarabilen eserlerin taş binaların mimarları ruhları şad olsun.
Çınarlar'ın Evi
Köyümüzün sokaklarında gezinirkengözümüze ilişenyeni yapıların arasında kalan kimi harebe kimiside hala ayakta durmaya çalışan eski evler .İç mimarı, dış mimarıyla incelersekevleri genelibirbirinin benzeri tarzda evler olsada ilginç bir o kadarda farklı yapıya sahip olanlarda var.
Hatırlatma:Her türlü telif hakkı ve yayınlama hakkı www.koyunlum.net e aittir
www.koyunlum.net
Çıkartma Bombeli Demir Pencereli Eski Taş Yapı Eve Bir Örnek
Çoğu tekoda üzerine olan bu taş evlerde içinde yüklük bulunur .Bir gözüne yatak, yorgan yastık yığılır.Bir gözüdeeski den cağlık denenbanyo için ayrılırdı.Evlerin çok önemli bir özeliğide kiler yani soğuk yiyeceklerin saklandığı buzdolabı vazifesi gören say diye bilinen topraklısı evla olan kilerler vardı.Büyüklerimizden edindiğimiz bilgiye dayanarak 250 tane kileri olan ev var.Lakin ne yazıkki köyde alt yapı henüz tamamlanmadığında çoğu kişi kilerlere lağım bağlatarak bu özelliği maalesef katletti.(Belediyenin halkın gayretiyle kanalizasyon alt yapı tamamlandı halk bu hususta rahat etti.Daha önce yollara akan sular beraberinde sinek olşumunu ve sağlığı tehdit ediyordu.Emeğe geçenlere teşekkür ediyoruz.)Kimileri kışlık yakacak koyarak özelliğini kaybettirdi.Yazın soğuk olması için kavun, karpuz koyması keyfini buz gibi destisindensu içmesinin zevkini yaşayan eski toprak dediğimiz büyüklerimiz bilir.Hele 'say toprağa' basılarak koyulan küp peyniri,yufka ile dürünmek ise ayrı bir lezzetti.Ne kadar tulum peyniri yeseniz o tadı asla yakalayamazsınız.Yine kayıd evi denilen ekmeklik diye bilinen tek odalık geneli toprak evlerede kış kaydı diye yapılan yufka ekmek yığılırdı.Eskiden kış çetin geçer çok kişi pazar ekmeği dediğimiz şimdiki somun ekmeği alamazlar lüks gelirdi.Salça sonbaharda yapılır.Etlik yapılır teker yapılır saklanır.Yağıda etlikte kuyruk yağı olarak çinko helkilere eritiler saklanırdı.Üzüm, kavun ipe asılır epeyce dayanırdı.Süt yooğurt tarhanası yapılırdı ,özelikle sabah kahvaltının vazgeçilmez çorbası.
NOT:Her türlü telif hakkı ve yayınlama hakkı sitemiz www.koyunlum.net' e aittir
Seferberlik gören halk tedariksiz girmezdi kışa bir kenarda ununu öğütür , tahılını alır eve kayıd yerinde bulundururdu.Salamura yaprağından,kuru üzümüne, pekmezine küplere kurulan turşusuna kadar.Binde bir dışarı alışverişe çıkılır.Tabi birde bunları kedilerden, farelerden, sansardan korumak için tedbirler alınırdı.
www.koyunlum.net
Küçükler'in Evi
Bazı evlerin cam demirleridışa doğru bombeli demirlerden kimidedüz demirli olurdu.Zevkegörede balkon yerine hanay diye bilinen ön cepheye gömme veya çıkartmabalkon çıkılırdı.Hanayı olan evlerin önünde bahar, yaz aylarında baytaran, çingil, fesleğen gibi güzel rahiya yayan çiçekler yetiştiriler .Birde ya güneşli yağmurda ya yağmurlu havada seyirle çay içmenin zevkinide yine bu güzelliği yaşayan bilir.Böyle bir eve sahip olma şansına sahip ender insanlar evin hanımı beyi, horantası,torunları. Misafir olmak bile bir şanstı.Hele yaz aylarında hanaylarda, pencere önünde soğuyan destinin suyundan içmekde ayrı bir lezzetdi.Şehir hayatında yakalayamacağınız bir ayrıcalık.Bu tarz yapılara örnekleri köy sokaklarında dolaşırken rastlayabilirsiniz.
www.koyunlum.net
Karapatak'ların ata yadigarı evi
Mesala lakapları ile bilinenKarapatak'ların ata yadigarı evi eski ev yapısına örnek verebileceğimiz yegane evlerden birisidir.Bu evdede altta kiler var.Bu evin bir özelliğide bir yan duvarı deve, eşek,at geçecek pay verilerek yapılmış olması.Zaten çoğu evin dış kapıya duvarında at, eşek bağlayacak çengel halka bulunurdu.Yine eskidentuvaletler odanın evin dışında biryere yapılırdı.
Kadıların Evi
Eski yapılara bir fevkalede örnekte Kadı efendinin Gölağan'daki kemer üstündeki ilginç mimarısıyla olan ev.İç mimarısıyle tam anlamıyla sizi geçmişe götüren tarihi korunması gereken evlerden biri.1970 Sonrası iç duvarlarındaki resimler badana yapıldığından maalesef kaybolmuştur.1990 sonralarında içinde oturulduğu için bir takım yeniliğe değişime uğramıştır.Mesala taş kemerli hanayı yani (balkonu )gibi...Daha sayarsak Koca Kamil'in bugünkü terkedilmiş içler acısı hali.Hani o eski görkemli günleri atların, eşeklerin yüklerle bağlardan üzüm geldiği günleri...Yukarı mahallede Hacı Seyfet'in, Çelebilerden Yakup'un, Naciye' nin evide taş binalar arasında içinde kiminin oturulduğu kiminin kapısının bile açılmadığı atayadigarı evler.Çoğuda miras olduğu için bakımsızlığa terkedilip yıkılmaya mahkum edilmiştir.Oysa ata ocağının ışığının yanması bile yetmez mi?
www.koyunlum.net
Eğer evde hayvancılık varsadolayısıyle ahır bulunur.Evde olmazsa olmazlardan ekmeklikdiye bilinen tekkatlı aynı zamanda üzümde çiğnenmek için şarakmana bulunurdu.Yufka ekmek yapmak için kemerle bütünleşen tandır bulunur . Bağdan gelen çubuk, marangozdan talaş, hayvan dışkısından tezek, yapma , kırdan kulantura,keven, eşeklerle dağdan, bağdan gelen odunlar ekmek yapmak, pekmez kaynatmak, etlikte, salça kaynatmak, köfter yapmak için tandırda yakmaya tedarik edilir.
www.koyunlum.net Site editörümüz tarafından araştırılıp metni yazılıp
hazırlanmıştır.Emeğe saygı duyarak lütfen rica ediyoruz .
Bu uyarılarımıza rağmen yazı metinleri kopyalayan,çoğaltan, yayınlayan rızasız kul hakkına girmiş olur.Böyle bir açıklama yapmak zorunda kaldığımız için tüm hemşehrilerimiz, okuyuculardan özür diliyoruz.
Geçmişten günümüze hayvancılık sektöründe ;Davarcılık
NOT:Her türlü telif hakkı ve yayınlama hakkı sitemiz www.koyunlum.net' e aittir.
Koyunlu adını köyde koyunların çok oluşundan almıştı. Kimlerin davar yetiştirmiş olduğuna şöyle bir geçmişe dönerek baktığımızda hangi evlerde hayvancılık yapılmış araştırdık.Kasabamızda şimdilerde yok denecek kadar azınlıkta hayvancılık. Geçmiş tarihte davarcılıkla uğraşan halkımızdan derlediğimiz isimler;
Çoçukluğumuzdan hatırladıklarımızdan yola çıkarak, yaş itibarıyla hatıralarımızda akşam olunca yollardan eve ağıla dönen çıngırak ve kuzu melemelerini hatırlarız.Ne kadar hoş ve sevimli olurlardı hele o kuzular.Kucağına alıpta sevmemek için insan kendini çok zor tutardı.
1970-1980 yılları köyden göçler arttı.Kasaba nüfusu giderek azaldı. Belediye seçimlerinde nüfusu artırmak için şehire göç eden halk sayımda köyde yazıldı , seçime köyde katıldı.
Koyunlar dolayısıyla yününden, eğrilir çorap örülür.Kermenle eğrilen yün ıstarda elipi olarak dokunur.Yatak, yorgan yapımında kullanılır.Yün yıkamak içinde çaya akarsu olan yerlere ya da muara gidilirdi.
Evlerde süt, yoğurt , tereyağı, peynir eksik olmazdı.Bu süt ürünlerinin satışından elde edilen gelirde aile bütçesine katkı olur.Birikimlerle oğlan everilir, kız gelin edilirdi.Çoğu halkımız koyunları satan halı mobilya dükkanı açtı oğullarına şehre göç etti.Böylece davarcılıkta yara aldıkça azaldı, neredeyse yok oldu.Yollara dökülen keçi-koyun kığı bir nevi gübre görevi yaptığından yollarda otlar yeşillikler daha fazla olurdu.Yine otlayan koyun kuzularda bu otlardan yemlenirlerdi.Kamyonla yem, saman gelir onlar binbir zahmetle ağıla çekilirdi.Bu zahmetli işde genç jeneresyona cazip gelmedi.Tercih olarak esnaflığı gurbetliği seçtiler.Bugünkü kooparatif evlerinin yerinede Yeşilin ağılı denirdi.O bölgede ağıl var olduğundan, bu isimle anılırdı.Şimdi koyunlar İlasan tarafında otlatılıyor.Yine o yıllarda evlerin ahırlara yakın olmasıyle saman olduğundan fareler çok olurdu.Bu yüzdende her evin bir kedisi olurdu.Halk arasında akşam oturmaya gidilen sohbetlerde nice koyun güderken başına gelen hikayeleri anlatırlardı.
NOT:Her türlü telif hakkı ve yayınlama hakkı sitemiz www.koyunlum.net' e aittir.
Eş dost evde sebze,meyva kabuğunu atmaz komşunun ineğine, koyununa ayırırdı.O günlerden aklımızda kaldığına göre böyleydi.Yani atıklar bile dönüşümlü zayi olmazdı.Koyun sütü koyu ve kokulu, yanık , sarı ağır birazda inek sütüne nazaran değerli ve pahalı olduğundan daha çok peynirde , yoğurtta tercih edilirdi.Kimileride aksine koyun sütünü severek tüketirdi.Süt çorbası, sütlaç, süt havusu gibi yemeklerde tüketilen sütü alacak olan önceden sipariş ederdi.Zaten o günlerde neredeyse her evde inek, tana vardı.Süt ihtiyacını sağlamak için inek olan evlerden elden alırlardı.Evde ufak çocuğu, bebeği olanlarda çocuklarını kendi ineklerinin sütü ile beslerdi.
İLK DOĞUM ZAMANLARI BULAMA ADI VERİLEN SÜTÜN BULAMAÇ HALİ ELDE EDİLİR.KONU KOMŞUYA İKRAM EDİLİR.YAKIN KÖYLÜ TANIDIK HASTASI OLANA ELİ BOŞ GİDİLMEZ HELKİYLE İLLAKİ YA SÜT , BULAMA, YOĞURT GÖTÜRÜLÜRDÜ.
Mart ayında koyunlar kuzular kırk gün yavrularını emziren koyunlardan daha sonraki dönem deki sütünden üç ay peynir elde edilir.
Elde edilen bu peynirler pazarda satılır.Tüketici genelde aldığı peyniri suda ıslatır bezde denkle(üzerine ağır taş -değirmen taşı) koyarak iyice suyunu çıkarır tuzlar tuzlanmış küpe sıkı sıkı el ile basılır.Tercihe görede çörek otu ekilir.Üzerini çamurla kapatır.Bazı kişilerin elinden daha iyi düşer özellikle rica edilirdi ,bu kişilerin basması için.Çünkü bazı küpün peyniri acımsı olarak çıkardı.Say bulunan karanlık soğuk kilerlere say denilen toprağın altına ağzı aşağı gelecek şekilde bir kısmı gömülürdü.Bir aydan sonra peynir döner, yani olmuş demektir.Genelde kış günlerini düşünerek kasım ayları tüketilmeye başlanır.Kışlık yufka ekmek yapılırken, özel günlerde kalabalık düğün gibi merasimlerde açılırdı.Uzak şehirlerde yaşayanlar küp peyniri ile yufka dürümünü özler.Kahvaltıda genelde tüketilen peynir,çorbanın yanında yufka dürümüyle karnı tok tutsun diye yenirdi.Kış günlerinde hem vücut sıcaklığı dengesi açısından, hem de kuvvet vermesi için küp peynirini pekmezle birlikte yufka ile yiyerek besleyiciliği artırılırdı.Küp peyniri mutfakta çokça tüketilen bir gıda ürünümüzdü.Sündürme, saç böreği, goca oyması, erişte, makarnalarda hep küp peyniri kullanılırdı.Lezzet ve damak tadı olarak, salamuradan daha çok tercih edilirdi.Tarlaya giden azığında peynir yaz , kış götürürlerdi.Hatta hacca gidenler temel gıda olarak sızgıtın yanısıra küp peyniri eksik etmezlerdi. Eskiden de-şimdi de tercihen götüren kumanya hazırlar, tedarikli gidilir. Halen basılan küp peynirini Niğde perşembe pazarında, Salı gün Bor pazarında bulunabilir.
Dilimize yerleşen bazı kelime deyim atasözleride yine koyun -keçi yetiştirildiği günlerden yerleşmiş.Mesala saçmalayan birine "gığılama"denirdi .Birinin huyundan emin olduğumuzu ifade etmek içinde "Güttüğüm keçiyi bilmezmiyim" deriz.Yine "Ak keçiyi gören, içi dolu yağ sanır" gibi sözlerimiz vardır.
Gerek bizim köyden gerek İlasan, Fesleğen, Delmusul' dan eşşeklerle getirdikleri süt, yoğurdu bakkallara satılması için emanet bırakılır, satılınca parası alınırdı. Dolayısıyla yayla, yörük kültürü hakimdi.Büyüklerimizden dinlediğimize göre yazında yaylara çıkarlarmış.Yaylaların o günkü isimleri varmış;Şakşak, Orta seki,Garamuar adı altında yaylalar isimlendirilip anılırmış. Genelde İlasan üstlerinde olan bu yaylalarda birlikte olan rençber halk ayrıca komşuluk, dostluk, yarenlik, ahbablık kurar kaynaşırlarmış.
Dağlarda koyunları sahip olmak zor olur kurtlar hayvanlara dadanır, telef ederdi.Düzlüğe ovaya inince biraz rahat ederler miş.Yani çobanlık deyip geçmemek lazım her işin zorluğu vardır.
Eskiden bu zahmetli işle uğraşan meşakkatli geçmişlerimizi rahmetle yadediyoruz.
NOT:Her türlü telif hakkı ve yayınlama hakkı sitemiz www.koyunlum.net' e aittir.
Gönüller isterdiki bu sektörde bugünde söz sahibi olalım.Çiftlikler kurulmuş olsun süt üretimi ve ürünleri üretilmeye devam etsin. Teknolojinin nimetindende yararlanarak güçlenerek bugüne dek gelinmiş olsun.İstihdam alanı olsun, göç olmasın ama koca bir maalesef ne yazıkki bu tarz bir girişimde bulunan müteşebbis girişimci; iş adamımız olmamıştır.
Artık mazide anılarda kalan Koyunlu yollarınnı süsleyen koyun sürüleri ve köpeğiyle, çoban görüntüsünü yakalamak bir hayli güç.Koyun yetiştiren sadece bir kaç kişi kaldı.Hiç değilse onlarda yok olmasın korunsun , teşfik edilsin temennisiyle...Bolluk bereket içinde bir gelecek umuduyle...Eskilere duyulan özlemin bir nebze satırlarda hayat bulması dileğimizdir.Bunu başarabildiysek kendimizi mutlu adledeceğiz.